Biz esimlen halen çalisiyor,çocuklar ilede fazla
ilgilenemiyoduk.Muhammed Ali’yi de emine gibi mesai saatlerinde baskarina
birakiliyordu.Zaman geçtikçe,saç ve sakal rengini değistirmeye baslamisti bile.Biz
halen evlat ve azik pesinde kosturmaktaydik ancak düsünemediğimiz bir sey
vardi.Bu evlatlarda,bu aziklarda hep dünyalikti.Ahiret inacimiz olmasina
rağmen,orasi için ne bir bilgi,ne bir ilgi vardi. Ey Rahman!!!Muhtaciz yüreğimize vereceğin rahmet tecellisine. Ya al taslarimizi bir bir yüreğimizden
yada askin ile isit yüreğimizi... Muhtacız yalnız sana ve senin
sevgine...Besmele çekmesi bile öğetilmemişti bize bu zamana kadar.Ta 1989
senesinde Maassluis din görevlisi İsmail ŞEN’in önüne diz çökünceye
kadar.Allah'ınverdiği bir ilham ile Kuran nefsime sevdirildi ve besmele çekmesini
bile bilmezken,kendisinden rabbimiz razı olsun ismail ŞEN hoca efendi bizim
seviyemize inerek bize besmeleyi öğretti.Aynı zamanda dinimizi,kuranımızı ve
sünnetimizi ondan öğrendik.Hatta 1990 senesinin HAC mevsiminde hacca
gitmemizdeki payı tartışılmayacak kadar büyüktür.Kendisine daima duacıyız
elbette.1989 senesinden önce geçen ömrümün mümin sayılması halende halimiz nice
olur ya rabbi.Sana sığınıyor,senden mağfirat diliyoruz,günahkar bir kulunun af
dilemesi senin hoşlandığın şeylerden,gafletlen geçen günlerimizden pişmanlık
duyuyor ve senden af etmeni istirham ediyoruz ya RAB.
1990 senesinde eşimlen birlikde hicaza gitmeyi mevlamız
nasip eyledi,Hollanda Diyanet vakfı’nın tertiplediği gruplan bu sefer
gerçekleşti.Evimizdeyken hem eşim,hem kendim KIRAN haç çeşidini ifa edelim
diye bilinçli olarak niyetledik.Artık bu dakkadan sonra hep Allah,Allah diye
atan kalbimiz,”LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK.LEBBEYKE LA ŞERİKELE LE BEYK.İNNEL
HANDE,VELNİĞMETE LEKE VEL MÜLK.LA ŞERİKELEK”diye atmaya başlamıştı bile.
Bir
ay boyunca sağır ve dilsiz olmaya çalıştık ancak başkalarınında “Hacııııı”diye
hitap etmesinden hoşlanmıyorum.Ya, Rabbim kabul etmediyse!Huzuruna avdet
olduğumuzda hani sana hacı hacı diye hitap ediyorlardı burda bir şey yok derse
halimiz ve yüzümüz nice olur.Bilinmeli ki;
ilim adamı olmak, hafız olmak, ressam olmak, yazar olmak, usta olmak bir
sıfattır/özelliktir. Ancak; Hacı diye bir sıfat/özellik yoktur, zira bu;
bir görevdir.(Hacı desinler diye sakalını bir,iki santimden
kesenlere de sadece acıyorum)Hacı olunduğunun belirtisi sakalmış gibi bilinmesi
yanlış ve hatalı olsa gerek.Bu bir ibadet ise sadece Allah'ın c.c. bilmesi yetmiyordamı insanların kendilerine hacı diye hitap etmelerinden hoşlanıyorlar
anlamakta zorlanmaktayım.Bir yaban ellere gittiğimde,selam verdiğim herhangi
birisi hoş geldin hacı diye hitab ediyor.Efendim Hacı olduğumu nasıl
biliyorsunuz?u yönelttiğimde,sakalınızdan diyor.Peki sakal herkezde olmuyormu?
sorusuna ise sıradan koyanlarınki gibi değil diyor,yahu sakalın sırası
mırası olmaz,hemde sakal konulmaz.insanlar, zaten var olan sakallarını
kazırlar.sakalın her erkekde olması farzdır.Rasülullah s.a.v.inki gibi kesilmesi
ise sünnettir.(kazıması değil,kesilmesi sünnettir)Sakalın kazınması
haram,kesilmesi sünnettir..Bir Müslüman diğerine "sakallı"diye hitab etse
günaha girer,"sakalsız" diye hitab etse günaha girmez.Aksini iddia eden alim
efendiler nefislerine yenilmişlerdir.SAKALNefse hoş gelmiyor diye,bildikleri gibi
değilde,inandıkları gibi yorum yapamazlar.